KAMUOYU İDDİALARI SORGULUYOR
Burdur İl Özel İdaresi'nde Neler Oluyor?
GÜR HABER – Hasan Güraksu
Burdur İl Özel İdaresi ile ilgili bugüne kadar onlarca haber yaptık. Çünkü bu kurum, köylere yapılan yatırımlardan ihalelere kadar milyonlarca liralık kamu kaynağını yöneten en önemli kurumlardan biri.
Uzun süredir liyakat tartışmaları, üst düzey yönetimde yaşanan sorunlar ve yatırımlardaki aksaklıklar kamuoyunun gündemindeydi. Yeni genel sekreter ataması konusunda yaşanan belirsizlik ve siyasi uzlaşmazlık üzerine devlet refleksi devreye girdi.
Burdur Valisi Sayın Tülay Baydar Bilgihan'ın girişimiyle genel sekreterin bazı yetkileri sınırlandırıldı ve bir vali yardımcısı görevlendirildi. Bu adım, kamu yönetiminde işleyişin sağlanması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Sayın Vali, tarafımdan varsa kuruma ilişkin iddia ve bilgi belgelerin kendisine iletilmesini istedi. Ben de gazetecilik sorumluluğum gereği kamuoyuna yansıyan iddiaları ve bana ulaşan bilgileri ilgili makamlara ilettim. Beklentimiz, bu iddiaların titizlikle araştırılmasıydı.
Ancak aradan geçen süreçte kamuoyunda cevap bekleyen bazı sorular hâlâ gündemde yerini koruyor.
Bunlardan biri, dönemin İl Genel Meclisi Başkanı'nın birden fazla şirketten huzur hakkı aldığı ve bunun kamu zararı oluşturduğu yönündeki iddialar. İddialara göre, yalnızca tek bir şirketten huzur hakkı alınması gerekirken birden fazla şirketten ödeme alındı. Eğer resmi kayıtlarda bu durum mevcut olduğu hâlde hazırlanan raporlara yansıtılmadıysa, bunun da ayrıca açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
Bir diğer iddia ise kuruma ait resmi araçla kaza yapan bir personel hakkında gerekli idari işlemlerin yapılmadığı ve personelin korunduğu yönünde. Bu konuda herhangi bir işlem yapıldıysa kamuoyuna açıklanmadı; yapılmadıysa neden yapılmadığı sorusu cevap bekliyor.
Yine kamuoyunda konuşulan başka iddialar da var. Deprem bölgesinde Burdurlu hangi müteahhitlerin iş aldığı, bazı müteahhitlerden dizüstü bilgisayar ve tablet gibi hediyeler alındığı, bu cihazların IP kayıtları üzerinden kurum dışında kullanıldığı yönündeki iddialar da araştırılması istenen başlıklar arasında yer aldı.
Edinilen bilgilere göre bu iddialar Valilik tarafından ilgili kuruma soruldu. Kurumdan usulüne uygun cevaplar geldi ve hazırlanan rapor sonucunda dosya kapatıldı.
Ancak burada temel mesele şudur: Eğer resmi kayıtlarla doğrulanabilecek hususlar raporlara yansıtılmadıysa, kamuoyunun aklındaki soru işaretleri ortadan kalkmış değildir.
Gazeteciliğin görevi kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değil, kamu adına soru sormaktır. İddiaların doğru olup olmadığını ortaya koyacak olan da yetkili makamların yapacağı şeffaf ve kapsamlı incelemelerdir.
Şimdi kamuoyu şu soruların net cevaplarını bekliyor:
Dönemin İl Genel Meclisi Başkanı'nın huzur hakkı ödemeleri ayrıntılı olarak incelendi mi?
Resmi araç kazasıyla ilgili idari işlem yapıldı mı?
Deprem bölgesindeki ihaleler ve müteahhit ilişkileri araştırıldı mı?
Hediye edildiği iddia edilen elektronik cihazlarla ilgili herhangi bir inceleme gerçekleştirildi mi?
Bu soruların açık ve belgeli şekilde cevaplandırılması hem kurumun itibarı hem de kamu vicdanının rahatlaması açısından büyük önem taşıyor.