SON DAKİKA
03 Nisan 2026 Cuma 17:23 GÜNCEL

MAKÜ DE ÖZÜRLÜ ÖĞRENCİYE SERVİS DESTEĞİ

MAKÜ DE ÖZÜRLÜ ÖĞRENCİYE SERVİS DESTEĞİ

BÜROKRASİ DUVARI YIKILDI

Bürokratik Duvarlara Karşı Bir İnsanlık Dersi: Rektör Dalgar’ın "Öğrenci" Vizyonu


Günümüzde üniversiteler sadece diplomaların dağıtıldığı, teorik bilgilerin havada uçuştuğu soğuk binalar olmaktan çıkıp; toplumsal vicdanın ve kapsayıcılığın kalesi olmak zorunda.

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) son günlerde tam da bu tanıma uyan, ezber bozan bir hikâyeye ev sahipliği yapıyor.
Olayın merkezinde, üniversiteye erişim noktasında büyük zorluklar yaşayan engelli bir öğrencimiz var. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’ın talimatıyla, bu evladımızın eğitime kesintisiz devam edebilmesi için tahsis edilen servis hizmeti, ne yazık ki bürokrasinin o meşhur "soğuk dişlilerine" takılıyor.

"Kanunda Yazmıyor" Bahanesi ve Sorumluluktan Kaçış


Sürece dahil olan bazı bürokratların, verilen bu anlamlı hizmeti durdurma gerekçesi tanıdık: "Kanunda yeri yok, yönetmelikte geçmiyor, bütçe kaleminde karşılığı bulunmuyor..."

Yıllardır süregelen o katı bürokrasi refleksi burada da devreye giriyor. Bir sorunu çözmek yerine, "neden çözülemeyeceğine" dair maddeler sıralamak kuşkusuz en kolayı.

Ancak Rektör Dalgar, bu noktada sadece bir yönetici gibi değil, bir eğitimci ve bir "insan" gibi duruş sergiliyor.

 "Kanun Değil, İnsan Odaklı Olun!"


Rektör Dalgar’ın, önündeki engelleri kaldıran o net talimatı aslında Türkiye'deki tüm kamu kurumlarına ders niteliğinde:

"Öğrenci ve insan odaklı olun, mevzuatın arkasına saklanmayın, gereğini yapın!"**

Bu sözler, kağıt üzerindeki maddelerin, bir gencin eğitim hakkından ve hayata tutunma azminden daha değerli olmadığını hatırlatıyor. Rektörlük tarafından yapılan geniş çaplı araştırmada, diğer engelli öğrencilerin durumlarının bu denli ağır olmadığı tespit edilince, desteğin "gerçek ihtiyaca" yönlendirilmesi de adaletin bir başka boyutu.

 Eğitimde Engel, Sadece Fiziksel Değildir

 


Bir üniversitenin kalitesi; yayınladığı makaleler kadar, kampüsündeki en dezavantajlı öğrencisini ne kadar kucakladığıyla ölçülür. Eğer bir genç, fiziksel engelini aşıp üniversite kapısına kadar gelmişse; devletin ve üniversitenin görevi ona "yol yok" demek değil, o yolu inşa etmektir.


Hüseyin Dalgar’ın bu tavrı, bürokrasinin "hayır" demeye programlı yapısına karşı "insan" diyen bir başkaldırıdır. Dileriz ki bu yaklaşım; sadece Burdur’da bir öğrencinin servisini geri getirmekle kalmaz, tüm kurumlarda "önce insan" diyen bir anlayışın fitilini ateşler.
Çünkü gerçek adalet; kanun metinlerini kelimesi kelimesine ezberlemek değil, o metinlerin ruhundaki "insanı yaşatma" gayesini anlamaktır.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER