DEVLET MAKAMI SENDİKA MAKAMI İLE KARIŞMASIN
BURDUR’DA SAĞLIK YÖNETİMİNE SERT MESAJ: “SENDİKA DEĞİL, HUKUK KONUŞSUN!”
Genel Sağlık-İş Burdur Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Uçgun, sağlık yönetiminde liyakat, tarafsızlık ve devlet ciddiyeti çağrısı yaptı: “Kişiler değil hukuk, gruplar değil kamu yararı belirleyici olmalı.”
Burdur’da sağlık yönetimi ve kamu kurumlarında liyakat, tarafsızlık ve sendikal bağımsızlık tartışmalarını gündeme taşıyan dikkat çekici bir açıklama geldi.
Genel Sağlık-İş Burdur Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Uçgun, kaleme aldığı değerlendirmede sağlık hizmetlerinin herhangi bir kişi, grup veya sendikal yapının beklentileri doğrultusunda şekillendirilemeyeceğini vurguladı.
Uçgun, sağlık hizmetlerinin doğrudan vatandaşın sağlık ve yaşam hakkıyla ilgili olduğunu belirterek, kamu yönetiminde temel ölçütün hukuk, liyakat, kamu yararı, eşitlik ve tarafsızlık olması gerektiğini ifade etti.
“DEVLET MAKAMLARI, DEVLETİN MAKAMLARIDIR”
Yöneticilik makamlarının kişisel güç alanlarına dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Uçgun, yöneticinin makamın sahibi değil, kendisine emanet edilen görevin sorumlusu olduğunu söyledi.
Uçgun, özellikle idari kararların kişisel ilişkiler, çevreler veya sendikal yakınlıklar üzerinden şekillendirilmesinin kurumsal güveni zedeleyebileceğine dikkat çekti.
“Karar süreçlerinde esas alınması gereken; hukuk, mevzuat, kamu yararı ve kurumsal sorumluluktur.” ifadelerini kullanan Uçgun, kamu yönetiminde devlet ciddiyetinin korunması gerektiğini vurguladı.
SENDİKAL FAALİYET BAŞKA, İDARİ KARAR BAŞKA
Sendikaların çalışanların haklarını savunmasının demokratik çalışma hayatının vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirten Uçgun, ancak sendikal faaliyet ile idari karar mekanizmalarının birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi.
Uçgun’un açıklamasındaki en dikkat çekici mesajlardan biri ise şöyle oldu:
“Sendikalar görüş ve taleplerini yönetime iletebilir. Ancak alınacak kararların belirleyicisi herhangi bir sendikal yönlendirme değil; mevzuat, kamu yararı ve eşitlik ilkesi olmalıdır.”
“MAKAMI KORUMAK DEĞİL, MAKAMIN HAKKINI VERMEK”
Yöneticiliğin koltuğu koruma görevi olmadığını ifade eden Uçgun, asıl görevin kendisine verilen yetkiyi doğru kullanmak ve kamu hizmetini adalet ve liyakat çerçevesinde yürütmek olduğunu belirtti.
Uçgun’a göre yöneticiler;
kişisel veya sendikal yakınlıklara göre değil liyakate,
ayrımcılığa değil eşitliğe,
kişi veya grup menfaatlerine değil kamu yararına,
baskıya değil hukuka
dayalı bir yönetim anlayışını benimsemeli.
Uçgun ayrıca hakkını arayan çalışanların baskı veya tehdit unsuru olarak görülmemesi, eleştiriye ve farklı görüşlere açık olunması gerektiğini ifade etti.
“MAKAMLAR GEÇİCİ, SORUMLULUK KALICI”
Yönetim anlayışının kurum kültürünü doğrudan etkilediğini belirten Uçgun, dikkat çeken şu ifadeyi kullandı:
“Makamlar geçici, hizmet sorumluluğu kalıcıdır.”
Bugün bir kamu görevlisinin yürüttüğü görevin yarın başka bir kamu görevlisine devredileceğini hatırlatan Uçgun, geride bırakılan yönetim anlayışının çalışanların huzurunu ve vatandaşın devlete duyduğu güveni uzun süre etkileyebileceğini söyledi.
“HANGİ SENDİKAYA ÜYESİN?” DEĞİL, “HAKKIN NEDİR?” DENİLMELİ
Genel Sağlık-İş olarak çalışanların hakkının sendikal aidiyetine göre değişmemesi gerektiğini savunan Uçgun, görevlendirme, terfi, izin, çalışma koşulları ve diğer özlük işlemlerinde sendikal tercihin belirleyici olmaması gerektiğini vurguladı.
Uçgun, kamu yönetiminde sorulması gereken sorunun;
“Hangi sendikaya üyesin?”
değil,
“Mevzuat ne diyor, kamu yararı neyi gerektiriyor ve çalışanın hakkı nedir?”
olması gerektiğini belirtti.
“DEVLETÇİLİK MAKAMA DEĞİL, KURUMA SADAKATTİR”
Devlet ciddiyetinin kişilere veya gruplara bağlılıkla değil; hukuka, kuruma ve kamu yararına bağlılıkla mümkün olabileceğini ifade eden Uçgun, kamu görevlilerinin herhangi bir grubun veya sendikanın talimatıyla hareket ettiği algısının dahi oluşmaması gerektiğini söyledi.
Uçgun’a göre gerçek devlet ciddiyeti;
hukuka bağlılık,
kurumsal devamlılık,
liyakat,
adalet,
tarafsızlık
ve kamu yararının korunmasından geçiyor.
BURDUR İÇİN MESAJ NET: “SENDİKA DEĞİL, HUKUK KONUŞSUN!”
Uçgun, Burdur’da sağlık hizmetlerinin daha güçlü, adil ve nitelikli hale gelmesi için sağlık çalışanlarının yönetime duyduğu güvenin artırılması gerektiğini belirterek beklentilerini net ifadelerle ortaya koydu:
“Sendika değil, hukuk konuşsun.”
“Kişisel ilişkiler değil, liyakat belirleyici olsun.”
“Makam kaygısı değil, kamu yararı öne çıksın.”
“Sendikal aidiyet değil, çalışanın emeği ve hakkı esas alınsın.”
“Talimat ilişkileri değil, mevzuat ve kurumsal hiyerarşi işletilsin.”
“Yöneticiler koltuklarını korumaya değil, hizmeti geliştirmeye odaklansın.”
“MÜCADELEMİZ KİŞİLERLE DEĞİL, İLKELER İÇİN”
Genel Sağlık-İş Burdur Şubesi olarak sağlık çalışanlarının emeğinin, mesleki itibarının, özlük haklarının ve hukuki güvencelerinin yanında olmaya devam edeceklerini belirten Ramazan Uçgun, mücadelelerinin herhangi bir kişi veya kuruluşla kişisel bir mücadele olmadığının altını çizdi.
Uçgun açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bizim mücadelemiz adalet içindir. Liyakat içindir. Hukukun üstünlüğü içindir. Sağlık çalışanlarının hakları içindir. Tarafsız ve nitelikli kamu hizmeti içindir.”
Ve son mesajı oldukça net:
“Kamu görevi bir ayrıcalık değil, sorumluluktur. Makam bir güç alanı değil, emanettir. Devlet kurumlarında nihai ölçü; kişiler değil hukuk, gruplar değil kamu yararı, makam kaygısı değil devlet ciddiyeti olmalıdır.”