Karataş'ta Su Savaşı: Son Söz Tülay Baydar Bilgihan'ın mı?
Burdur’un Karamanlı ilçesinde günlerdir aynı soru yankılanıyor:
Karataş Gölü mü, Hasanpaşa Göleti mi?
Mesele yalnızca bir su meselesi değil.
Mesele, bir sulak alanın kaderi ile tarımsal sulamanın geleceği arasında kurulamayan denge meselesi.
1985’ten bu yana Yaban Hayatı Koruma Sahası statüsünde bulunan Karataş Gölü, yıllardır Kentderesi’nden gelen sularla besleniyor. Ancak sahadan gelen görüntüler, derenin doğal yatağına set benzeri müdahaleler yapıldığını ve suyun Hasanpaşa Göleti yönüne çevrildiğini ortaya koydu. Müdahale kaldırıldı mı? Kısmen. Su eski yatağına döndü mü? Tam olarak değil.
İşin daha çarpıcı tarafı ise şu:
Valilik devreye girip suyun seyrini normale çevirse de, Hasanpaşa tarafında bazı köylülerin suyun yönünü yeniden değiştirdiği iddiaları geliyor. Şikâyetler artarak sürüyor.
Bu artık teknik bir tartışma olmaktan çıktı.
Bu, devlet otoritesi ile fiili durum arasındaki sınavdır.
Hukuk Ne Diyor?
Karataş Gölü sıradan bir su birikintisi değil. Sulak alan statüsüne sahip.
Bu demek oluyor ki, doğal su rejimine yapılacak her müdahale için bilimsel etki analizi, çevresel değerlendirme ve yetkili kurumların açık onayı gerekiyor.
Peki var mı?
Resmi bir proje?
Doğa Koruma’dan uygun görüş?
Su bütçesine dair bilimsel rapor?
Yönetmelik kapsamında işletilmiş bir izin süreci?
Kamuoyu bu sorulara net cevap bekliyor.
Köyler Karşı Karşıya
Hasanpaşa Göleti yaz aylarında tarım için hayati.
Ama Karataş Gölü de yalnızca su değil; yer altı sularının beslenmesi, göçmen kuşların konaklama alanı, bölgesel iklim dengesi demek.
Birini seçmek zorunda mıyız?
Yoksa mesele planlama eksikliği mi?
Mürseller Köyü Muhtarı’nın, Vali Tülay Baydar Bilgihan’dan randevu istemesi boşuna değil. Bölge halkı “Son çare Vali Hanım” diyor.
Bu ifade, hem bir umudu hem de bir çaresizliği gösteriyor.
Devletin Sözü Bir Olmalı
Eğer Valilik müdahale edip suyun yönünü normale çevirdiyse, bu kararın arkasında durulmalı.
Eğer ortada hukuki bir izin varsa, belgeleri kamuoyuna açıklanmalı.
Eğer yoksa, fiili müdahalelere karşı net bir tavır gösterilmeli.
Çünkü sulak alanlar geri gelmez.
Kuruyan göl, sadece su kaybetmez; hafıza kaybeder.
Karataş meselesi bir tercih meselesi değildir.
Bilimsel planlama ile hem göl korunabilir hem tarım sürdürülebilir.
Şimdi gözler Burdur Valiliği’nde.
Karataş’ın kaderi, atılacak net ve şeffaf adımlara bağlı.
Ve bu kez soru şu:
Su kendi yatağını mı bulacak, yoksa insanlar mı yönünü belirleyecek?